Ropörtajlar
Linklerden
![]() |
Artvin Karate İl Temsilciliği |
![]() |
Bulut Karate Center |
![]() |
Sivas Karate İl Temsilciliği |
![]() |
Türk Karate Forumları |
![]() |
Çelebi Spor Kulübü |
Sitede Ara
Ziyaretçi Sayacı
![]() | Bugün | 140 |
![]() | Dün | 343 |
![]() | Toplam | 191795 |
Şu anda 6 konuk çevrimiçi
Etiketler
karate kata bulut_baba bulut baba spor shotokan dosyas dr alev oral hakan alpay sensei haberler kumite shuri okinawa naha funokoshi ohtsuka shorin goju itosu shito avrupa karatesi naha te enoeda asai nishiyama yahara türk karate tarihi doping atatürk ve spor atatürk ve spor sensei ve desi yumruk zanshin kiiai atilla çeliktürk kasuya
Powered by RafCloud
| Hayat Yaşlılığı Yalanlayan İnsanların Dojosudur |
|
|
|
| Hasan OKUŞ tarafından yazıldı. |
| Pazartesi, 14 Haziran 2010 06:26 |
Sporun en güzel ve yaşanılası yanlarından biri de içerisinde programlanamayan sürprizlerle dolu seyahatleridir. Tıpkı bu yıl 29–31 Mayıs 2010 tarihleri arasında Polonya’nın başkenti Varşova’da yapılan Avrupa Bölgeler Karate Şampiyonası’na katılım kararı aldığımızda karşımıza çıkacak inanılmaz sürprizlerin ne olduğunu bilmediğimiz gibi… Seyahat hazırlıklarına başladığımızda karşımıza çıkan ilk sürpriz, Varşova-İstanbul hattında direk uçuş imkânı sağlayan bir hava yolu şirketi bulamamak oldu. Bunun yerine İstanbul’dan Berlin’e THY ile uçmak, oradan da trenle Varşova’ya hareket etmek alternatifini kullanmamız gerekiyordu. Bu güzergâhın ne kadar sağlıklı olduğunu anlamak ve gerekli yol organizasyonunu programlamak üzere Berlin’deki kardeş kulübümüzden yardım istedik. Metin TİMUR arkadaşımızdan gerekli koordinatları ve rezervasyonları aldıktan sonra yola çıktık. THY’nin hiç hesapta olmayan İstanbul rötarı ile gecikmeli olarak indiğimiz Berlin havaalanında bizi bekleyen dostlarımızla ancak dönüşte tekrar bir araya gelmek dileğiyle hızla vedalaşmak zorunda kaldık. Dönüş yolunda ara istasyonumuz olan Berlin’de kardeş dojomuza misafir olmak bu seyahatin en unutulmaz sürpriziydi.
![]() Beni bu makaleyi yazmaya iten bir başka sürpriz ise Shindokan dojosu teknik direktörü S.Torsten LEO’nun 70 yaşında bir öğrencisinin siyah kuşak imtihanlarında göstermiş olduğu başarı öyküsünü bizlerle paylaşmasıydı. İnsanların genel olarak enerjilerini köreltip kaderin getirdiklerine boyun eğdikleri o yaşlarda karate yapmak müthiş bir yaşama duygusu olmalı diye düşündüm. Ve o düşünceyle de aşağıdaki linkten aldığım bir başka yaşam öyküsünü sizlerle paylaşmak istedim… Fransa’da yaşayan mücadele sanatları Ustası Mme. Jeanne LİEBERMAN kendisiyle söyleşi yapan Claude Robin’in, 92 yaşında olmanın ona ağır gelip gelmemesiyle ilgili sorusuna verdiği karşılık kısa ve netti:
“Yaşlılık? Böyle bir şey yok!”
Bayan Jeanne LİEBERMAN mücadele sanatlarını öğrenmeye akranlarının oturdukları kanepede, uyuklamayı tercih ettiği 63 yaşında başladı. Bu onun için hayatı yeniden keşfetmek kadar önemli bir adımdı. Düzenli olarak yoga yapmak ve mücadele sporlarının içerisine nüfuz etmek onun için apayrı bir yaşamsal ilham kaynağı oldu. Yıllar önce, Paris’te devam ettiği dojoya kayıt koşullarını öğrenmek üzere ilk gittiğinde görevlinin bunu oğlu ya da torunu için mi diye sorduğunu bugün gülümseyerek anlatan Bayan LİBERMAN’ ın hayret verici ilerlemesi kısa zamanda eğitmeninin ve sınıf arkadaşlarının tedirginliklerine son verdi ve beş yılda siyah kuşak sahibi oldu.
![]() Bu başarıyla rahatlamadı. Japonya’ya gitti ve Fransa’da öğrenmeye başladığı Aikido becerilerini ilerletmeye başladı. Aikidoda da siyah kuşak alana kadar dört yıl Üstad Tadashi Abe’yle çalıştı. 72 yaşında girdiği Shaolin tapınağı çalışmalarında siyah kuşağı 80 yaşına geldiğinde Üstad Hoangnam’dan aldı! Bayan LİBERMAN’ ın kendini bu adayışı bol bol karşılığını verdi. Öylesine bir beceri düzeyine ulaştı ki inanılmaz birçok marifeti yapabilecek durumdaydı. Bayan LİEBERMAN saldırgan bir insan değildi. Kişisel felsefesi sessizlik, tolerans, anlayış ve sevgiydi. Paris’e döndü ve mücadele sanatları dersleri vermeye başladı. Üç farklı mücadele sanatı ve yogaya dayalı kendi sentezi olan bir stil geliştirdi. ![]() Öğrencilerinin çoğu altmış ya da yetmişlerindeydi. Zaman zaman, çocukları tarafından terk edilmiş uzakta ve tek başına yaşayan yaşlı insanların hikâyelerini duyarız. Mme LİEBERMAN’ ın öyküsü ayağa kalkmamız, içimizdeki kaynakları kazıp çıkarmamız ve kendimize ve dünyaya bakabileceğimizi kanıtlamak için cesaret verici bir öyküdür. Dahası Jeanne LİEBERMAN gibi insanların hayatları, yapabileceklerimizin tümünü başarmak, sınırlarımızı aşmak için bize esin verir. http://www.articlesbase.com/wellness-articles (Indian Reader’s Digest, 1978 yılı Eylül sayısında yayınlanan bir makalenin özeti. Dilerim hepimize esin kaynağı olur…)
Not: Berlin SHINDOKAN dojosundan Sevgili Metin TİMUR, Miran DEER ve Torsten LEO’ ya misafirperverlikleri için tüm ekibim adına teşekkür ediyorum.
Hasan OKUŞ |







Sporun en güzel ve yaşanılası yanlarından biri de içerisinde programlanamayan sürprizlerle dolu seyahatleridir. Tıpkı bu yıl 29–31 Mayıs 2010 tarihleri arasında Polonya’nın başkenti Varşova’da yapılan Avrupa Bölgeler Karate Şampiyonası’na katılım kararı aldığımızda karşımıza çıkacak inanılmaz sürprizlerin ne olduğunu bilmediğimiz gibi… 

