Islak Karategiler

Bizler karate sporuna başladığımız günden itibaren dojolarımızda sıkı bir idman yapar ve karate-gilerimizi sırılsıklam yaparız. Çünkü bizler karatenin eğitim metodu olarak 1–1,5 saat süren idman sürecinde daima müteyakkız ve atik olmak zorundayızdır.

Kuşaklarımızın rengi koyulaştıkça da bilgi birikimimizin artması ve sorumluluğumuzun çoğalması sebebiyle çok daha kendimizi zorlar, öğrendiğimiz teknikler ve katalar çıtayı yukarı çıkarmaya bizi zorlar ve burada farkında olmadan bir yarışın içine girmiş oluruz.

Hele birde müsabıklık dönemine geldiğimizde işi daha da ciddiye alır ve çalışmalarımızın şiddetini artırırız…

Yukarıda bahsettiğim süreçlerde bizler bir bakarız ki karate-gilerimizi kurutmaya hiç imkân bulamıyoruz,

Bizde gider bir karate-gi daha satın alırız. Hem de bir öncekinden daha kaliteli olmasına dikkat ederiz.

Çünkü karate-gi bizim için bir giysi olmaktan çıkmış onunla birlikte yaşayacağımız idman ve maçlarda o bizim sanki bir aksesuarımız değil de o bizim yarışmalarda tamamlayıcımız gibi olmuştur.

Yani birisi bizim üzerimizden bir anda kendimize ait karate-gimizi alsa başka bir karate-gi verse biz adeta becereksizlikler ve dengesizlikler yaşarız bir anda. Çünkü o karate-gi bizim kendi derimiz gibi bir özellik kazanmaya başlamıştır…

Milli takımda görev yaptığım dönemlerde milli sporculara dağılan yeni karate-gilerini saklamalarını, alıştıkları karate-gilerini giymelerini tavsiye ederdim..

Şimdi benim bu mevzu ya girmemin önemi başka bir konu içindir.

Bir karate-ka tataminin adamı olduğu esnada boş işlerle, siyasetle ve entrikalarla hiç uğraşacak vakti yoktur… Çünkü onun karate-gisi ıslak ve bedeni ter içindedir. O kendini bir sonraki antrenmana anca toparlar ve planını ona göre yapar.

Bugün bazı karate-kalar yukarıda saydığımız siyaset, politika ve boş işlerle zaman tüketiyorlarsa ya da kendilerinden hiç beklenmedik ve yakışmayan işler yapıyorlarsa biliniz ki artık onun karate-gisi kurumuştur…

Osmanlının cengâver ve destan yazan askerleri 7 düvele nam salarlar, tüm dünyada fetihler yaparlardı ve büyük gümbürtülerle cenklerden büyük muzafferiyetle ülkelerine geri dönerler ve hepsi birer kahraman gibi karşılanırlardı….

Ancak ne zaman ordu uzun müddet cenge çıkmaz ise huzursuzluklar ve düzensizlikler baş gösterirdi… Bu nedenle orduya çok ağır savaş egzersizleri yaptırılır ve onların bazıları bu eğitimlerde şehit olurlardı… Gebze taraflarında bu tür kampların olduğu hep bilinir…

Fakat yinede tekrar cenk kararı çıkmaz ordu sabit ikame edilirse meşhur kazan kaldırma olayları yaşanırdı… Bazı fırsatçılar Osmanlıyı çökertmek için bunu fırsat bilip ateşi körüklerlerdi ve telafisi zor olan olaylar yaşanırdı…

Şimdi bize dönersek sürekli dövüşmeye ve mücadeleye formatlanmış Karate-kalar karate-gileri hep ıslak olanlar. Birden bu atmosferden kopmuş, karate-gisi kurumuş ve kendine başka meşgaleler edinmeye başlamışsa, bekleyin kıyameti artık…

Dün kendisine hayranlık duyduğunuz karate-kalar kendilerinden beklenmedik işler ve icraatlar yapmaya başlamışlardır. Tabiki herkesi şoke eden bu görüntüler onlara hiç yakıştırılmamaktadır. Belki onlarda bundan pek hoşnut değillerdir. O halde tek bir kurtuluş yolu vardır oda nedir ?

Tekrar dojolarımıza geri dönüp karate-giler ıslanan kadar idman yapmak, idman yapak, idman yapmak gereklidir.

Sakın ben zaten salonda idmana giriyorum demeyiniz. ” Siz  karate-ginizin ıslandığından emin misiniz?”

”Yada sizin karate-do idmanı yaparken karate-ginizin ıslandığından  emin misiniz?”

Herkese sevgi ve saygılarımla

Atilla ÇELİKTÜRK

Bir Cevap Yazın