Karate Öğrenmek Sabır İster

karatesabırKarate do tahmin ettiğiniz kadar kolay bir savunma sporu değildir. Karate ile hiç tanışmamış biri olarak günün birinde bir arkadaşınızın refakatinde veya onun tavsiyesiyle yada tesadüfen yanından geçtiğiniz bir dojoya dalarak bir karate antrenmanını izlediniz. Üst kuşaklı sporcuların izlediğiniz tekniklerinin  ne kadar etkili, süratli ve muhteşem olduğunu düşündünüz, çalışmalar sizi büyüledi, yapılan tekniklerin kolayca üstesinden geleceğinize karar verdiniz ve  tüm cesaretinizi toplayarak bir dojoya kaydoldunuz.

eyaz kuşağı takarak dojoya girdiniz ve heyecanla antrenmana başlamayı bekliyorsunuz. Sizden kıdemli diğer karatekaların yerinizi almanız için gösterdikleri en arka sırada mevkinizi aldınız. Artık kuşağınız ilerledikçe ön sıralara doğru ilerlemeye başlayacağınızı düşündüğünüz süreç başlamıştır.

Başlangıçta Dojo kurallarını açıklaması, basit ve temel karate tekniklerini göstermesi için yanınıza bir sempai görevlendirilir. İlk aşamada size vücudunuzun duruşundan yürüyüşünüze kadar pek çok ince detay anlatılır. Vücudunuzun dik duruşunun, ayaklarınızın basışının, yumruğunuzun pozisyonunun önemi vurgulanır, yumruğunuzun bulunduğu noktadan rakibe ulaşıncaya kadar izlediği yol, itiş ve çekiş gücü, fizik kuralları ile açıklanır, Sadece tek bir tekniğin bile bir ders boyunca sürmesi sizi şaşkına çevirir. Oysa ilk izlediğinizde sporcuların bu teknikleri ne kadar rahatlıkla ve mükemmel yaptıklarını izlemiş, kendinizi onların yerine koymuş, o tekniklerin kolayca yapılabilecek teknikler olduğunu düşünmüştünüz. Dışarıdan gözlemle her şey ne kadar da kolay görünmüştü!

Bir yumruk vuruşunu belki de bir ders süresince tekrar edersiniz. Kollarınız yatay pozisyonda durmaktan, bacaklarınız zenkutsu dachi’ de bulunmaktan iflahınız kesilmiştir. Sanki kollarınızı günlerce kaldıramayacağınızı, bacaklarınızı günlerce kıpırdatamayacağınızı zannedersiniz. İlk derste düzenli spor yapmamış olmanın pişmanlığını yaşarsınız, böylece kondisyonun ne kadar önemli olduğunu anlarsınız. Bir yumruk atmanın ne kadar detay içerdiğini fark etmeye başlarsınız. İlk ders sonunda, dersi tamamlayabilmenin verdiği rahatlamanın yanında, bedeninizde hafif bir yorgunluk, içinizde biraz umutsuzluk, zihninizde biraz bulanıklık vardır. İlk ders sizin için en uzun ders olmuştur. Nitekim bir ders boyunca bir veya iki teknik çalışmak çok zevk verici değildir. İleriki derslerde daha hızlı ilerleme kaydedeceğiniz umuduyla dojodan ayrılırsınız.

Birkaç hafta sonra ağrılar azalmaya ve size gösterilen birkaç tekniği yapmaya başladığınızda kendinize olan güveniniz artmaya başlar, artık kendinizi bir karateci olarak görmeye başlarsınız. Antrenörünüz izin vermese de çaktırmadan üst kuşakların tekniklerini kendi kendinize denemeye başlarsınız. Ama bu deneme çoğunlukla hüsranla sonuçlanır. Çünkü vücut henüz belirli bir esnekliğe ulaşmamıştır ve bu tekniklerin her birinin uygulanmasında aynı ilk derste öğretilenler gibi çok detay vardır.

Karateye adım attığınız ilk günlerde ve aylarda karateci olmak sizin için fevkalade önemli bir olaydır. Artık yolda yürüyüşünüz, oturuşunuz, konuşmanız daha başka olmuştur. Günlük konuşmalarınıza arkadaşlarınızla sohbetlerinizde yeni bir konu girmiştir. Bu belki de sizin en önemli ve konuşmaktan en çok haz aldığınız konu olmaya başlamıştır. Sizin çevreye bakışınızda, arkadaşlarınızın size bakışında bile bir farklılık sezersiniz.

Her üst kuşağa tırmandıkça ve karate yolculuğu sürecinde yeni öğrendikleriniz yine size bir hayli zor gelir. Her aşamada kendinizi ne kadar yetersiz hissettiğinizi, daha öğrenecek ne kadar çok şey olduğunu fark edersiniz. Sürekli tekniğinizi mükemmelleştirmeye çalışır, çalıştıkça bu çalışmanın sonsuz olduğunu kavrarsınız. Ama kuşak atlamanın ve bir üst seviyeye yükselmenin hazzını da yavaş yavaş duyarsınız. Artık yaşamınızda bir terfi ve yükselme süreci başlamıştır.

Karate do öğrenme sürecinde yaptığımız şey, zihin, ruh ve bedensel mükemmelliğin gelişmesine katkıda bulunmaktır. Başlangıçta bu kavram bizim için önem taşımaz. Karateye başladığımız ilk zamanlarda daha iyi dövüşmek, sokakta birkaç kişiyi birden devirmek olarak belirlediğimiz hedef, zamanla daha iyi bir teknik yapabilmek, teknik ve ruhsal mükemmelliğe erişmek, müsabakalarda puan almak, derece yapmak, şampiyon olmak, kulüp arkadaşlarımızla sıkı bir dostluk ve kardeşlik bağı oluşturmak hedeflerine doğru yön değiştirmeye başlar. Çünkü sporcu gerçek karatecilerin bu yaklaşım ve düşüncelerden, sertlik temalarından uzak durduğuna zamanla şahit olur. Böylece artık sokakta döğüşme fikri kaba bir davranış olarak zihninizde yer etmeye başlar. Bundan böyle yaptığımız şey karate do disiplini diye tanımladığımız kavram içine oturmak üzeredir. Eğer karateye bilinçli bir dönemde başladıysanız bu süreç tahmin ettiğinizden kısa sürecek ve ondan alacağınız haz daha başka olacaktır.

Çalışmalarınız belirli bir aşamaya gelmiş ve bir yılı geride bırakmışsanız artık karate do konusunda genel bir fikriniz oluşmaya başlamıştır. Bu süreçte dojoda kısıtlı tekniklerin sürekli tekrarından oluşan bir antrenman içinde yer almışsanız veya kihon, kata ve kumite alanlarında genel olarak eşit ağırlıkta bir çalışma tarzı uygulamamış, sadece bir alana yoğunlaşmışsanız ve yoğunlaştığınız alan sizin beklentilerinizi karşılamıyorsa bıkkınlık sürecine girmeye başlarsınız. Gelinen bu noktada antrenmanlardaki aksamalar zamanla karateden soğumaya kadar gidebilir. Sporcu için bu süreç hem karate öğrenme ve hem de öğrendiklerinin işe yarayıp yaramadığını sorgulama ve test etme sürecidir.

İşte bu aşamada sorgulanması gereken karate do değil, antrenörün spora, sporcuya yaklaşımı ve eğitim tarzıdır. Beyaz kuşaktan siyah kuşağa kadar tüm kuşakların bir arada antrenman yapması, antrenörün dersi bizzat kendisinin vermesi yerine tecrübesiz sempaileri görevlendirmesi veya karatenin kihon, kata ve kumite çalışma tarzlarından birine ağırlık vermesi vb. nedenler ilerleme ve gelişime engel olabilecek ve sporcuda bıkkınlığa yol açabilecek yaklaşımlardır. Sporcunun karateyi sevmesi ve karatenin onda bir tutku halini alması antrenör tutum ve davranışları ile eğitim yöntem ve yeteneği başta olmak üzere, antrenmanın yoğunluğuna, dojo ortamına ve birlikte çalıştığı arkadaşları arasında oluşan dostluğa bağlıdır. Bu yüzden karateye başlangıç aşamasında sporcu için dojo seçimi fevkalâde önemlidir. Yukarıda belirttiğim sorgulama eşiğini aşabilenler karate do’nun mükemmelliğini kavramaya başlar ve zamanla benliklerinde karate do bir tutku halini alır.

Yukarıda sıralanan sebepler, sporcunun yetenekli olması ve ailesi tarafından Karate Do’ya  teşvik edilmesi varsayımına göre geçerlidir. Aksi halde sporcunun karate do sevdası zaten başladığı gibi sona erecektir. Kişinin yetenekli olmasının yanında sabrı da dikkate alınması gereken bir diğer konudur. Maalesef biz Türk insanı olarak sabırlı olmayan ve her şeyi çabuk yapmaya ve üstesinden gelemediğimiz konularda çabuk vazgeçmeye meyilli bir toplumuz. Oysa karate do öğrenmek sabır ve zaman ister. İçimizden bu meziyete sahip olabilenler yıllarca karate do’yu bir yaşam biçimi olarak görmüş,  ömürlerini bu uğurda geçirmişler ve geçirmeye de devam etmektedirler.

Karate Do öğrendikçe gelişen, geliştikçe öğrenme isteği artan ve sabırlı bir öğrenme süreci gerektiren muhteşem bir savunma sanatıdır. Karate Do kişiyi, beden, ruh ve zihin bütünlüğü içinde ele alan ve bu kavramlar yönüyle insanı mükemmelliğe ulaştırmaya çalışan bir yaşam biçimidir.
Saygı ve sevgilerimle,

Ramazan ÖZÜM

Bir Cevap Yazın