Sensei Haldun ALAGAŞ Röportajı

Haldun AlagaşSpor salonunun alt katından coşkulu sesler geliyordu. Vakit henüz çok erkendi. Bu saatlerde alt katta bulunan dojoda kimsecikler olmazdı. Merak edip merdivenlerden sessizce indim. Tatami de üzerlerinde eşofman bulunan iki sporcu antrenman yapıyorlardı. Çevrede başka kimseciklerde yoktu. Aslında antrenman sözcüğü yerine gösteri sözcüğünü kullanmam daha yerinde olacak galiba! Tekniklerin karşılıklı olarak uygulanışı, hamle ve bloklardaki ustalık ve estetik, insan yeteneğinin doruğa ulaştığında seyredenlere ne doyumsuz zevkler tattırabileceğini kanıtlamaya çalışıyor gibiydiler sanki tatamideki sporcular! Ama onlar bunun farkında bile değildiler.

Dojoyu selamlayıp kenarda duran bir sandalyenin bir ucuna iliştim ve sessizce bu harika antrenmanı soluk almadan seyretmeye koyuldum.

Yer; Gölcük Doruk Spor Dojosu.

Tatami de saatlerdir antrenman yapan karatecilere gelince – aslında onlara iki dövüş sanatı ustası demek gerekir- biri 3 kez Dünya, 4 kez Avrupa şampiyonu olmuş, sağlığında ve çok genç yaşta adı büyük bir spor kompleksine verilmiş Türk karatesinin yüz aklarından Sensei Haldun Alagaş!

Diğeri ise, yine birçok şampiyonluklara imza atmış, Milli Takımda ülkemizi başarıyla temsil etmiş genç ama oldukça kıdemli bir karate ordinaryüsü olan Sensei Olcay Küçükateş’ti!

5 Dan 5 kademe Teknik Direktör olan Sensei Haldun Alagaş 5 Dan 3 kademe usta çalıştırıcı olan Sensei Olcay Küçükateş’in Tatemi de kendilerinden geçmişçesine bu yoğunlukta ter akıtarak antrenman yapmalarının bir nedeni olmalıydı!

Hatırladım!

Sensei Olcay Küçükateş 16-17 Ekim tarihlerinde Ukrayna’nın başkenti Kiev’de yapılacak olan Dünya Kanazawa Şampiyonası’na (World Kanazawa Cup) müsabık olarak katılmaya karar vermişti!

Sensei Haldun Alagaş’ta Sensei Olcay Küçükateş’i bu şampiyonaya hazırlanmasına yardımcı oluyor, onu antre ediyordu. ( Keza bu çalışmalar semeresini verecek, Kiev’de yapılan şampiyona’da Sensei Olcay Küçükateş hem kata da hem de kumite de rakiplerine karşı büyük bir üstünlük sağlayarak Dünya şampiyonu olacaktı. Türk Takımı da birinciliğe hak kazanınca 12 ülke 415 sporcunun katıldığı şampiyonadan Sensei Olcay küçükateş ülkemize 3 altın madalya ile dönecekti.)

Antrenman arasında Sensei Haldun Alagaş’a www.Turkkarate.com için bir röportaj verip vermeyeceğini soruyorum:

Mütevazı kişiliği karşı dursa da beni kırmamak için sorularımı yanıtlamayı kabul ettiği hissine kapılıyorum.

Klasik ilk soruyu soruyorum:

N.Ö: Sensei Haldun Alagaş, Turkkarate.com Sitesi okuyucuları adına size hoş geldiniz, diyorum. Karate camiamız hatta Dünya Karate camiası sizi çok iyi tanıyor. Dünya ve Avrupa şampiyonluklarınızın yanında daha birçok şampiyonluklara imza atan Milli gururumuz ve bir karateci olarak idolümüzsünüz. Genç hatta minimini karate kalarımız sizi daha iyi tanımak ister. Kocaeli’de başlayan (1970) yaşam öykünüzün özellikle bilinmeyen yönlerinden söz etmenizi istesem neler söylersiniz?

H.A: 16.11.1970 İzmit doğumluyum. İlkokulu İzmit 50 Yıl, Denizli Atatürk İ.Ö. ve İstanbul Şehit Kubilay İ.Ö. Okulu’nda okudum. 1982 Yılında tekrar İzmit’e döndük. Orta öğrenimimi İzmit Merkez Orta Okulu’nda, Lise’yi ise İzmit Lisesi ve Kandıra Lisesi’nde tamamladım. 1989 yılında O.D.T.Ü. Beden Eğitimi Bölümünü kazandım. Ayni yıl Hazırlık Sınıfındayken O.D.T.Ü bırakmak zorunda kaldım.

1991 Yılında Marmara Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okuluna giriş yaptım ve oradan mezun oldum. Evli ve 2 çocuk babasıyım. Eşim müzik öğretmeni, oğlum Emir 10, kızım Elif 3 yaşında.

N.Ö: Teşekkürler Sensei. Karate DO ile nasıl tanıştınız ve karateye niçin başladınız? Yani niçin başka spor değil de karate? Yoksa mahallenizdeki diğer çocuklardan daha güçlü olmak kaygısı mı sizi karateye yönlendirdi?

H.A: Karate ile ilgilenmemin nedenleri arasında Cüneyt Arkın’ın Battal Gazi filimleri ve Bruce Lee filmlerini sayabilirim. Tamamen spor amaçlı başladım ama bu kadar uzun soluklu olabileceğini tahmin bile edemezdim.

N.Ö: İlk hocanız, ilk Dojonuz ve sonrası, ilk resmi müsabakaya kaç yaşında katıldınız, kuşağınızın rengi neydi ve sonuç ne oldu?

H.A:Bir gün İzmit Atatürk Kapalı Spor Salonu’nun önünden geçerken 2 çocuğa rastladım. Ellerinde spor çantaları vardı. Onlara hangi spora gittiklerini sordum. Karate yanıtını alınca uzun süredir arayış içinde olduğum spor dalıydı o anda karar verdim. Ve böylece karate de karar kıldım. 1982 Yılının yaz aylarında antrenörüm Muzaffer Yoldaş nezaretinde önce Kapalı Spor Salonu’nda daha sonra da antrenörümün açtığı Samuray adlı Dojo’da karate çalışmalarıma devam ettim. Sarı kuşaktayken turnuvalara katıldım ve başarılı oldum. İlk resmi müsabakam 1986 yılında Türkiye Şampiyonası idi. Burada ümitler kategorisinde birinci oldum. Kuşağımın rengi kahverengiydi.

Avrupa ve Dünya şampiyonalarında dereceler yapmaya başladıktan sonra karate benim için bir tutkuya ve yaşam biçimine dönüştü.

N.Ö: Sensei, anladığım kadarıyla başarılarınızdan ve şampiyonluklarınızdan söz etmeyi pek sevmiyorsunuz. Öyleyse gelelim Antrenörlüğe, daha doğrusu bizim deyimimizle hocalığa, hocalık nasıl başladı, biraz da hocalık serüveninizden söz eder misiniz?

H.A: 1994 Yılında Aytekin Soykan arkadaşımızın girişimiyle kurulan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’nde 2005 yılının sonuna kadar görev yaptım. 2006 Yılında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor Kulübüne transfer olup buradaki çalışmalarımıza 2010 yılına kadar devam ettik. Şu anda Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü karatecilerini çalıştırıyorum. Bu arada G.S. G.M. Kocaeli İl Müdürlüğü teklifinde bulundu. Bu tekliften dolayı kendilerine teşekkür ettim teklifini nazikçe reddettim. Çünkü bu şekilde sporun içinde olmaktan büyük keyif alıyorum. Kendimi böyle daha mutlu hissediyorum.

N.Ö: Sensei, geçmişte ve günümüzde başarılı olmuş sporculardan bazıları politikaya atıldı. Zannedersem şu anda TBMM birkaç sporcu milletvekilimizde var! Siz üç kez dünya şampiyonu olmuş bir sporcu olarak, başarılı spor kariyerinizin artılarını oya tahvil edip politikaya atılmayı düşünmediniz mi? Örneğin; doğup büyüdüğünüz Kocaeli’den milletvekili olmaya ne dersiniz?

H.A: Politikaya atılmayı hiç düşünmedim. Fakat siyasi partilerden böyle bir teklif gelseydi değerlendirirdim.

N.Ö: Sensei, bir dönem TKF Yönetimine talip olmuştunuz. Bu talebiniz hala devam ediyor mu? Önümüzdeki TKF seçimlerinde Başkanlığa aday mısınız? Bu soruya isterseniz yanıt vermeyebilirsiniz?

H.A: Şu anda böyle bir düşüncem yok.

N.Ö: Sizin kuşaktan tatemilere veda edip türbinlerde yer almış bazı eski karateciler, sizin hala müsabakalara müsabık sporcu olarak katılmanızı garipsiyorlar! Hatta siz tatemiyi çıktığınızda bu düşüncelerini yüksek sesle dillendirenlerde oluyor. Müsabık sporculuğun yaş sınırı var mıdır? Ne dersiniz?

H.A: Onlara saygı duyarım düşüncelerinden dolayı, ama önemli olan benim neler düşündüğüm ve neler hissettiğimdir.

N.Ö: Son zamanlarda müsabık sporculuğu bırakıp hocalıkla yetinen eski karatecilerden yeniden tatamiye dönenlerin sayısında bir hayli artış olduğu gözleniyor. Ne dersiniz? Yoksa bunlardan bazıları size mi özeniyorlar?

H.A:Bence ülkemizde ve yurt dışında yapılan turnuvalarda veteranlarında müsabaka programlarına dâhil edilmesinin bunda etkili olduğunu düşünüyorum. Bence bu yalnızca turnuvalarla sınırlı kalmamalı, Türkiye şampiyonası programlarına da dâhil edilmeli!

N.Ö: Sensei; Sensei Olcay Küçükateş yeniden müsabık sporculuğa dönmeye karar verdi. Bir süredir Doruk Spor Dojosunda birlikte antrenman yapıyorsunuz. Olcay Küçükateş Sensei nasıl buluyorsunuz? Sizce Milli Takımdaki sporculuk günlerinden beri tanıdığınız Olcay Küçükateş’in performansı nasıl?

H.A: Öncelikle çok eskiden beri tanıdığım ve karate camiası içerisinde benim için özel bir yeri olan çok kıymetli bir arkadaşım. Çizgisini hiç bozmadan ayni şekilde devam ettiriyor. Ben her zaman bir antrenörün aktif olan müsabıklar gibi antrenman yapmaları gerektiğine inanıyorum. Tecrübelerini genç nesillere ve öğrencilerine bu şekilde daha iyi aktarabilirler.

N.Ö: Sensei; Kocaeli Büyükşehir Kağıtspor Karatecilerini çalıştırdığınız dönemlerde kağıtsporlu karateciler turnuvalarda rakiplerine karşı büyük başarılar gösteriyor ve Kocaeli’ne her şampiyonadan sonra azımsanmayacak sayıda madalya ile dönüyorlardı. Şimdilerde kağıtsporun adı sanı duyulmuyor! Bunun sırrı ne? Yoksa Kocaeli’den Kayseri’ye giderken sihirli değneği de yanınızda mı götürdünüz?

H.A: Kocaeli Büyükşehir Belediye Kağıtspor’u kurduktan sonra bireysel ve takım olarak ciddi başarılar elde ettik. Bu hem vizyon takımla hemde alt yapıyla kendini gösterdi. Daha önce İstanbul Büyükşehir Belediye Spor Kulübünde de bu başarıları fazlasıyla elde etmiştik. Heyecan duyduğum nokta ise bu başarılar Kocaeli’de devam etmekle kalmadı, bu sene kurduğumuz Kayseri K.A.S.K.İ Spor Kulübüyle Avrupa Bölgeler Takım Şampiyonu olarakta yineledik. Yeni bir oluşum olmasına rağmen güvenle geleceğe bakıyoruz. İnanıyorum ki Kayseri karate branşında Anadolu’ya örnek teşkil edecektir. Birçok belediyeye model olacaktır. Biz de bunun, için elimizden gelen tüm çabayı sportif yarışma ve diğer organizasyonlarla pekiştireceğiz.

N.Ö: Sensei son olarak ne söylemek istersiniz?

H.A: Çok teşekkürler, Turkkarate.com ’un tüm okurlarını sevgi ve saygıyla selamlarım.

N.Ö: Teşekkürler Sensei Haldun Alagaş. OSS…

Necmettin ÖZDEMİR

Bir Cevap Yazın