Sensei Sait UÇAN Röportajı -2

Sensei Sait UÇAN röportaja devam ediyoruz.

S13.  Aynı soruyu farklı bir açıdan değerlendirmenizi istesem örneğin;   IAKF ve WUKO organizasyonlarında yarışmış bir sporcu ve bu sistemleri yaşamış bir antrenör olarak arada ki farklar?

C13. Doğrusu IAKF organizasyonuna bağlı olduğumuz süreçte beslenme ve performans antrenmanları konusunda oldukça yetersizdik, fiziki performans antrenmanları program ve planlamalarıyla ilgili eksiğimiz vardı ancak, bu Türk Karatesinin bilgi eksiğiydi.   Diğer konuya gelince daha önce söylediğim gibi o günün Avrupa ve Dünya Karatesini WUKO ve IAKF ölçeğinde inceleyin dinamizm bakımından birbirilerinden çok uzak değiller.  WUKO sistem olarak müsabaka süresinin uzunluğu,  puan çokluğu ile daha yüksek performans antrenmanları yapılmasını gerekli kılıyordu  ama orada da güçlü bir Karate vardı. O yılların Karatesinde WUKO ve IAKF gerçekten birbirinden beslenen iki ana damardı. Tartışılacaksa bu iki ana damarın yan yollarına sapan WKF Karatesi tartışılabilir.

S14. Yani WKF ‘yi bir yan yol olarak mı görüyorsunuz?

saituçan003C14. Jacques DELCOURT’un başkanlığında süre gelen spor Karate geleneğine bakın, bir de ondan sonra gelişen WKF Karate geleneğine bakın. Karate’nin IAKF ve WUKO’da yaşayan savaşçı damarları kesildi, Karate üzerine oturduğu etik değerlerini yitirdi, başka bir Karate ortaya çıktı, ticarileşti. WKF yönetimi ortaya çıkan yeni akımları kontrol edemedi. Yani hakikaten bir bakın bugün yapılan Karate o Karate mi? Bugün Spor Karatenin bir uzantısı gibi sunulan başka bir noktaya gelindi.

Bir zamanların Karate devleri, Dünya Karatesi  küçük parçalara ayrılarak eridi..  Avrupa ve Dünya şampiyonalarına katılan ülkeler eskiden tüm kategorilerde tam kadro yer alırken, artık sadece birkaç kategoriye sporcu getirir oldular.  Doğrusu ülkemizde de durum çok iyi değil, Türk Karatesinin geleceği açısından bu sorunlar sosyal ve idari nedenleriyle birlikte acilen tartışılıp gereken önlemler alınmalı.   Prensip olarak kabul görse de nihai imzaların RİO’da atılacağı Karatenin olimpik bir bıranş olarak kabul edilmesi halin de zaten yönetim zafiyetleri içersinde olan Türkiye Karate Federasyonu iyice yönetilemez hale gelecektir. (Editörün notu:Ropörtaj yayına hazırlanırken Rio kararı henüz çıkmamıştı)

S15.  Peki, İngiltere de yaşıyorsunuz, orada başarılı bir iş yaşamınız var, İngiltere de Karate ile ilişkiniz ne düzeyde?

C15. Yaptığım işin her zaman en iyisini yapmaya özen gösterdim, bu benim yaşam felsefemGençliğim de en büyük idealim antrenör olarak ülkeme milli takımlar düzeyinde hizmet etmekti.  İyi bir antrenörün, iyi bir yöneticinin, iyi bir hakemin iyi İngilizce bilmesinin, bilgi ve donanımının uluslararası boyutta olmasının şart olduğunu gördüm.   Karate antrenörlüğümü geliştirmek ve İngilizlerin deneyiminden yararlanmak amacıyla 2 yıllığına 1989 yılında İngiltere’ye ye geldim. Kader… Burada evlendim, iş yerlerim oldu, bu gün üniversite bitiren kızlarım var, hayat beni buraya sürükledi burada kaldım ama ideallerimden uzaklaşmadım.  1989-2016 ülkemden uzakta geçirdiğim 25 yıl boyunca Karate’ den hiç kopmadım.

Burada dojom yok, İngiliz milli takımı antrenörleri ile beraber çalışıyoruz.  Türkiye Karate Federasyonu başkanı Halil DURNA döneminde benden yardım istedikleri şampiyonalara antrenör olarak kendi imkanlarımla destek verdim.  Neredeyse tüm Avrupa ve Dünya şampiyonalarına kendi imkânlarımla giderek gözlemlerimi, birikimlerimi geliştirmeye devam ediyorum.  2014 yılında Gürcistan milli takımının Avrupa Karate şampiyonasında antrenörlüğünü yaptım. Botswana 21 yaş altı genç milli takımını Jakarta dünya şampiyonasına hazırladım ve götürdüm.  Dünya Karatesinin iki kıymetli ismi S.Haldun ALAGAŞ ve  S.Bahattin KANDAZ ile 6 yıldır güzel bir birliktelik oluşturduk G.Afrika Karate Federasyonu milli takım kampları yapıyoruz.  Aynı şekilde son iki yıldır ekip olarak S.Zübeyir ŞAHİN’nin kurucusu olduğu İsviçre SKF antrenörlüğünü yapıyoruz. Yani Karate yaşamıma hiç ara vermedim ve hep öğrenci kaldım, sadece bildiklerimi öğrenmeye açık herkesle paylaşmaya çalışıyorum.

S16. Bundan 10 yıl öncesine kadar Avrupa Karatesi müthiş bir dinamizme sahipti.  İngiliz Karatesi hem geleneksel ekolde hem spor Karate de hep ilk üçün içindeydi. Sonra birçok ülke gibi onlarda yarıştan koptular, ne oldu? Neden böyle yarıştan koptular?

C16. İngiltere özelinde bunun birkaç nedeni olduğunu söyleyebilirim. Bir neden., milli takımı oluşturan bir çok kilo uzunca bir süre Avrupa ‘da ve Dünya’da derece yapan sporculara kilitlendi ve o kilolara aşağıdan hiç kimse  gelmedi, alt yapı umutsuzluğa itildi , sonra elit müsabık isimler yarışmacılığı bıraktıklarında  çöküntü ortaya çıktı.  İkinci olarak  milli takım sporcularına az ya da çok parasal  destek sağlanırdı sonra o  destek kaldırıldı, kariyer sahibi şampiyonlara 5-10 bin pound arası sponsorluk yapan bankalar aradan çıktı, bu da bir etken.

Jacques DELCOURT’tan sonra, WKF adı verilen ticari bir akım oluştu.  WKF’nin milli federasyonlara ideal olarak sunduğu Karatenin Olimpik olması konusu, lastik gibi sündü, bir türlü gerçeklik kazanamadı. Büyük bir boşluk oluştu,  böyle olunca milli Federasyonların bütçeleri düştü. Örneğin İngiltere de bir merkezi milli federasyon olmasıyla birlikte 30 civarı (JKA, WSKF, SKIF, ISKF vs gibi) irili ufaklı özel federasyonlar öne çıktı, bu organizasyonların her biri kendi Avrupa ve Dünya şampiyonalarını düzenlemeye yöneldi, güç dağıldı.  Kuşak imtihan ücretleri, seminerler, otel organizasyonları, yıllık vize ücretleri bu özel federasyonların iştahını kabarttı. Sonuçta ticari iştahın kendisine açtığı bu alanda İngiliz Karatesi gücünü yitirdi.

Bu bütün Avrupa da böyle!  Bakın Avrupa Karatesi artık yarışta yok.  Çoğu ülke Avrupa ve Dünya şampiyonalarına bir ya da birkaç sporcuyla katılım göstermeye başladı. Türk Karatesi bu boşlukta Avrupa Karatesinin düşüşüyle madalya sayısını arttırdı. Bakın Haziran 2016 ülkemizde yapılan Avrupa bölgeler Karate şampiyonasına kaç ülke katıldı? Şimdi buradan öte Türk Karate toplumu, idarecisiyle, antrenörüyle gerçekleri konuşma cesaretini gösterebilmeli.  Avrupa gerçekten saha da olsa, madalya dağılımı tablosu nasıl olurdu? Sporun doğasında var bu, ülkelerin eskiden olduğu gibi iddiaları devam etse sonuçlar tüm spor dallarında olduğu gibi skorboarda farklı renklerde yansımaz mı? Buraya yazın tarihe not olsun; Türk Karatesi buraya kadar cepten yedi, ticarileşti ve her gün daha çok ticarileş iliyor.  Güçlü bir bütçeye sahip olan Türkiye Karate Federasyonu kaynakları çok verimsiz kullanılıyor, Türk Karatesi uçuruma doğru ilerliyor.  Artık çocuk bayramında bile paralı maçlar yapılır hale gelmiş.  Özellikle bir kulübümüz başka kulüplerin alt yapısında yetişmiş sporcuları bünyesinde toplayarak diğer kulüplerin alt yapısını köreltmiş ve köreltmeye devam ediyor.

Doğrusu İstanbul Büyükşehir Spor Kulübü Türk sporuna önemli katkılar sağlayan büyük bir kuruluş ve ben İBB yöneticilerinin durumun farkında olduğunu sanmıyorum. Bu birkaç kişinin kazancı üzerine kurulu kolaycı anlayış koskoca Türk Karatesinin alt yapısını kemiriyor. Boğulmuşuz kimse farkında değil.  Türkiye de 60 civarı ilimizde Karate olduğu söyleniyor, yüzlerle ifade edilen kulüp sayısından bahsediliyor. Ama tablo çok iç acıtıcı.

saituçan002S17. İngiltere de milli takım seçmeleri hangi kriterlere göre yapılıyor?

C17. Tabi ki İngiltere şampiyonasında görev yapan hakemler seçiyor yani İngiltere şampiyonalarında 1. Olan sporcular milli takımda görev alma hakkını kazanmış oluyor. 

S18. Orada milli takım antrenörü olmanın koşulları nelerdir?

C18. İngiltere de öyle ya da böyle herkesin bir üniversite ya da yükseköğrenim tahsili var. Milli takım antrenörü olmanın ön koşulu, daha önce İngiltere şampiyonalarında derece yaparak milli takımlarda görev yapmış olmak. Buradan sonra kariyere bakılıyor. Yani uluslararası dereceleri çok olan öne çıkıyor tercih nedeni sayılıyor. Örneğin şu an İngiliz milli takım baş antrenörü William THOMAS 2 Dünya, 4 Avrupa şampiyonluğu kariyerine sahip. Yardımcıları birer Dünya şampiyonluğu olan isimler. Burada bu böyle.

S19. İngiliz milli takımının kamp süresi, ödülleri, ödenekleri nedir?

C19. İngiltere’nin çeşit yerlerinde oturan İngiliz milli takım sporcuları ayda bir kez, kendi imkanlarıyla bir araya gelip aynı gün içinde toplam da 4 saat antrenman yapıyorlar ve evlerine dönüyorlar, yatılı kamp falan yok.  Herkes her şeyi cebinden karşılıyor. Avrupa ya da Dünya şampiyonasına katılımda da bu böyle.  Her sporcu ve antrenör uçak, otel vs masraflarını kendi imkanlarıyla hallediyor, hiçbir ödenek yok. Sadece baş antrenörün otel, uçak gibi masraflarını federasyon üstleniyor.  Bu insanların ödülleri; İngiltere yi temsil hakkı kazanabilmek ve en iyi şekilde temsil etmek.  İngiltere de hiç bir şey keyfi, kişisel düzenlemelere göre yönetilemez, kurallar kesindir ve herkes için eşittir.

S20. Türk Karatesini başarılı buluyor musunuz?

C20. Başarı çok genel bir kavram ama sadece kürsü merkezli değerlendirme yapsak bile ‘’HAYIR’’  diyorum’  Türkiye Cumhuriyeti devletinin yarattığı kaynakların çok verimsiz tüketildiğini düşünüyorum.  Türk sporunun değerli yöneticilerine, her şampiyonanın başarı gibi sunulduğunu basından görüyorum. Oysa biraz matematiği, biraz istatistiki bilgisi, biraz Dünya Karatesinin bugünkü durumunu, hatta biraz Türk Karatesinin üzerine oturduğu tarihi geçmişi bilen herkes, bu başarıların devletimizin yarattığı kaynakların, harcamaların karşılığını oluşturmadığını görebilir.  Avrupa takımlarının bazıları 3 gün, bazıları 5 gün kamp yapıyorlar. Bazı ülkeler sadece ay sonları bir günlük milli takım çalışmaları yapıyor. Birçok ülke sadece Avrupa ve Dünya şampiyonaların da birkaç sporcu ile temsil ediliyor.  Dünya karatesi bu halde. Bizim karşımıza çıkan rakiplerimiz aslında kulüp sporcuları. O eski rakipler artık yok.  Biz 7 ay lüks otellerde, büyük bütçeler tüketerek bu kulüp sporcularına karşı kamp yapıyoruz.  Kiloları bu rakiplere karşı kilitleyerek alt yapımızı tüketiyoruz.  Ölçü olimpik standartlar yani büyükler kategorisidir. Allah aşkına büyükler kategorisin de son 8 yıldır alınan altınlara bakın. Sonra bu federasyondan öncesine  dönün…. Şimdi kullanılan bütçenin 5/1’ine sahip olmayan o eski dönemlerde alınan büyükler kategorisi altınlara bakın.  Eskiden Avrupa da ve Dünya da milli takımlar vardı şimdi, şimdi bizim kamplardan çıkmayan milli takımlarımız onların kulüp antrenmanlarından çıkıp gelen takımları var…!  Nasıl başarılıyız diyebilirim ki?

S21. Ama final sayımız bir hayli fazla değil mi?

C21. Evet, aynen teraziyi buradan tutun.  Dünya Karatesinin teknik seviyesi ve katılımı en alt seviyedeyken bile elde ettiğimiz final sayımızı altına çeviremiyoruz.  Niye? Bu size ilginç gelmiyor mu? Bir kere başkanın ülkeler üzerinde etkin lobisi yok, lobi yapacak dil bilgisi yok.. Hakem lobimiz yok.  Uluslararası alanda kendisini kabul ettiren, ülkemizi gerçekten temsil eden hakemlerimiz bile, kişisel hırslarla yok edilmeye başlanmış, küstürülmüş. Uluslararası alanda değişik milliyete sahip insanların birbirlerini tanımaları seneler alıyor, hakemlerimizin edindiği yüz aşinalığı, açtığı dostluk yolları bir bir kapatılıyor. Oysa bize uluslararası alanda koruyucu zırh oluşturacak en önemli etken hakemlerimizdir. Nasıl olacak bu..? Yurt dışında yaşayan ve tüm yarışmaların içinde olan bir insan olarak, samimiyetle söylüyorum bunları. Ne milli takım da ne federasyonumuzun herhangi bir kurulunda görev almak gibi bir beklentisi olan biri olmadığımı herkes bilir.  Büyükler antrenörlerine gelince., Hiç kimse darılmasın bir tanesi sevdiğim, saygılı bir insandır ama  masaj kökenli bu arkadaşı oraya hangi anlayış milli takım antrenörü olarak görev yazar.  CV’si başarı ve eğitimli insanları küstürüp uzaklaştırırken o arkadaşımıza da taşıyamayacağı bu yükü yüklemek doğru mu? Türk Karatesi bunu hak ediyor mu?  Büyükler teknik direktörüne gelince, sayın federasyon başkanımızın kardeşi olmasının dışında nasıl bir cv’si var?

Federasyon başkanının kardeşi olmasa orada görev yapacak bir alt yapısı var mı?  Tahsili, sporculuk yaşamında ki kariyeri nedir bu arkadaşın?  Onu ne taşımıştır büyükler milli takım teknik direktörlüğü görevine? BESYO mezunu, sporculuk kariyeri başarılarla dolu kardeşlerimiz nerede? Kadirşinas devlet büyüklerimizin yaşarken adına spor tesisleri yaptığı, heykeli dikilen gurur tablolarımız dışarıda dururken hak mı bu?  Örneğin; Akademisyen Aytekin SOYKAN nerede? Türk Karatesinin dünya markası Haldun ALAGAŞ nerede? Bahattin KANDAZ nerede? ,Okay ARPA nerede? Serkan YAĞCI nerede? ? Yaser ŞAHİNTEKİN nerede?  İsmail Hakkı ŞEN nerede? Ömer KEMALOĞLU nerede? Müslim BAŞTÜRK nerede? Daha kimler kimler. Nerede bu arkadaşlar.

Hepsinin Karate geçmişi başarılarla dolu, hepsi Spor yüksekokulu mezunu.  Milli takımlar düzeyinde düşünülmesi gereken bu insanlar nerede? Allah aşkına.  Küstürdünüz, ittiniz, yok saydınız… Türkiye Karate Federasyonu hiç kimsenin aile şirketi değil. Hiç kimsenin bu güzide isimleri yok etmeye, hakkı yok, o kurumda herkesin, bu ülkede sporla ilgilenen herkesin hakkı var. Devletin kurumunun aile şirketi dönüştürüldüğü bir yerde başarıdan söz edilebilir mi?  Gerçekten çok üzülüyorum.  Bakın İngiltere’de veya Avrupa ülkelerinde bir kurumda aynı aileden iki kişi çalışmaz, çalıştırılmaz. Şimdi buraya bakıyorum, federasyonumuzun büro hizmetlerinde çalışan bir memur, büyükler milli takım teknik direktörü ve federasyon başkanı aynı soy ismi taşıyorsa orada kurumsallık, orada alt yapısı olan başarıdan söz edilebilir mi?

S22. Peki, siz federasyon başkanı olsanız neler yapardınız?

C22. İlk gün mal beyanında bulunur şeffaflığı ilke edinirdim.  Ailemden hiç kimsenin kurum içinde görev almasına izin vermezdim. Görev dağılımında liyakati ön plana çıkartırdım. Uluslararası Karate federasyonları ve ülkelerle üst düzey lobicilik çalışmalarını geliştirecek ekipler oluştururdum.  Seçim sistemini değiştirir, Türk Karatesinin mutfağında görev yapan, vizelerini son 4 yıl düzenli yaptırmış tüm antrenör ve hakemlerimizi oy kullanmalarını sağlardım. 18 yaş üstü Avrupa ve Dünya şampiyonalarında görev yapmış tüm sporcularımıza başkanlarını seçme hakkını tanırdım. Devletin imkânlarıyla ramazan iftarı yapıp, orada 3. dönem başkanlığımı açıklamazdım. Uluslararası hakemlerimizin çokluğu ile değil, ülkemi orada en iyi şekilde temsil edecek, lobicilik yapabilecek ve ana dilleri dışında en az bir yabancı dil bilen insanlar olmalarına özen gösterirdim. Onlara bu alt yapıyı kazandıracak eğitim çalışmalarını sahaya sürerdim. Milli takım teknik direktörü seçimimde yabancı dil, yükseköğrenim ve yarışma kariyeri gibi alt yapı arardım. Harcama ve kaynaklar konusunda şeffaf olurdum.  Federasyon başkanlığı görevinin 2 dönemle sınırlandırılmasının Türk sporuna katkıları konusunda değerli yöneticilerimize raporlar hazırlardım.  Alt yapı çalışmalarını baş tacı eder, üniversitelerle köprüler oluştururdum.  Kısaca yapılacak çok iş olurdu ama öncelikle işe buralardan başlardım.

saituçan005S23. Sevgili hocam bu güzel sohbet için teşekkür ediyoruz.  Türk Karatesine vermek istediğiniz son bir bir mesajınız var mı?

C23. Ben yurt dışında yaşıyorum, Türkiye Karate Federasyonunun hiç bir kurulunda görev almak gibi bir derdim yok. Bu söyleşide dile getirdiğim bağımsız ve samimi değerlendirmelerimdir.  Ülkemi çok seviyorum, aidiyet hissim bütünüyle Türk Karatesinden yana.  Söz konusu olan Türkiye ise, benim için gerisi teferruattır.  Cenabı hak hiç kimseyi doğrudan ayırmasın. Doğruları söylemeyen, bu aziz vatan için artı değer üretmez, üretemez, onun için herkesi vicdani sorumluluğa davet ediyorum, kimse adamcı olmasın, şahsi çıkarlar için doğrulardan vaz geçilmesin.  Ben can siperane Türk Milli takımlarında görev alan sporcularımızı tek tek kutluyorum. Bugün canla başla ülkemizi temsil eden sporcu kardeşlerimin ileride aktif yarışmacılık yaşamlarına son verdiklerine antrenör olarak çok önemli görevler almalarını rica ediyorum.  Bu aziz vatan için kişisel menfaatlerini göz etmeden görev yapan tüm antrenör, sporcu, hakem ve idareci arkadaşlarımı kutluyorum.  TÜRKİYE Karate milli takımlarına büyük katkılar sağlayan kıymetli akademisyen, Deniz PEKYILMAZ kardeşimi ’de burada anmazsam haksızlık etmiş olurum.   Bu vesile tüm camiamın mübarek ramazan bayramını tebrik etmek istiyorum.

Sevgi ve saygılarımla.

Oss

Röportaj : Hasan OKUŞ

www.Turkarate.com              –               www.olympickarate2020.com

Bir Cevap Yazın