Sn. Henry KANDITAN Röportajı – İSRAİL

Hasan OKUŞ: Karate -DO sanatı henüz ülkemiz de yeni yeni tanınmaya başladığı yıllar (1970…) da

İstanbul gençliğinin bu sanata olağan üstü ilgisi söz konusuydu. Az sayıda dojo’da, kısıtlı teknik bilgilere rağmen her yastan binlerce Karate Ka yüksek bir ruh ile bu sanatta ustalaşma peşine düştü. Tabi “YOL” uzundu ve yüksek sabrı olanların yoluydu. O süreçte dikilen fidanların çoğu zaman içerisinde yaşamın debdebesine, yaşamın güçlü akıntılarına kendilerini kaptırarak “YOL” dan koptular. Onlar hayatlarına başka bir açıda, başka bir manada değer katmaya yöneldiler. Sabır ve irade gösterenler, yaşamlarını aydınlık bir dojo haline dönüştürebilenler adeta alın yazısı gibi bu “YOL” da yaşadılar ve bu “YOL” da yaşlandılar…

Ama onlar hala senelere inat dip diriler, hala tatemiler de, hala birincilik kürsülerindeler, ağaran saç ve sakallarıyla yüklendikleri bu güzel mirası gelecek nesillere taşımanın, taşıyabilmenin sorumluluk bilinciyle dolular. Bu bilge insanların bazıları İstanbul’da başlayan Karate DO yaşamlarını dünyanın birçok ülkesini dolaştıktan sonra yine bu aziz topraklar da devam ettirmekteler. Bazıları kendi yaşamsal gerçekleri gereği farklı coğrafyalara göçtüler… Ama o insanlar nereye giderse gitsin yüklendikleri Karate DO misyonunu hiç terk etmediler. Evet turkkarate.com’un değerli takipçileri bu ay sizlere sunacağım bu röportajda Karate DO yaşamına ülkemizde başlayıp ,sonra ata yurdu İsrail’e taşıyan ,aramızdan birisi, bir Türkiye sevdalısı ,sevgili dostum, değerli HENRY sensei’yi bulacaksınız. Bakalım kendisi bizlere Türk Karate DO sunun henüz yeni filizlendiği o yıllara ve sonrasına ait neler anlatacak. ,

henrykanditan2Sensei Turkkarate.com’a hoş geldiniz. Uzun zamandır arzu ettiğimiz bu röportaj nihayet gerçekleşecek, dilerseniz hemen sohbetimize başlayalım. Karate DO yaşamınıza nerede ve nasıl başladınız..?

Sensei HENRY: Saniyorum 1972–1973 öğrenim yılı idi, İstanbul Sisli kolejin de ortaokul öğrencisiydim, enerji doluydum, bir gün okul çıkısın da Osman bey sokaklarında dolaşırken “Harbiyeliler Judo ve Karate Dojo’su” ilgimi çekti. Hemen Dojo’nun kapısını çaldım, orada ilk tanıştığım insan ziraat mühendisi değerli sensei (judo) Kutlu URAL oldu. O günden sonra Harbiyeliler Dojo’su her gün okul çıkısı aksatmadan ziyaret ettiğim içinde bulunmaktan huzur duyduğum bir cazibe merkezi oldu ve elimden geldiği kadar da orada oldum.

Hasan OKUŞ : Yani Karate DO çalışmalarınız bu bir tesadüfle birlikte başlamış oldu değil mi..?

Sensei HENRY: Aslında ilk günlerde ilgimi çeken JUDO oldu,uzun sure Karate DO’ mu, JUDO’mu ikilemini asmak için çalışmalara izleyici olarak katildim, bazı düşme,süpürme ve atma tekniklerini dikkate alarak bu metodun ileride Karate DO çalışmalarına geçersem bana çok ciddi destek vereceğini düşündüm ve ailemi ikna ederek JUDO’ya kaydımı yaptırdım.

Hasan OKUŞ : Judo çalışmaları kimler tarafından yaptırılıyordu..?

Sensei HENRY: İlk çalışmalarım Sensei Erol ADIYAMAN nezaretin de devam etti, ama zaman zaman sensei Hakki KOŞAR’ da derslerimize katılıyordu…

Hasan OKUŞ : Ya Karate DO..?
Sensei HENRY: Az önce de ifade ettiğim gibi Judo, Karate DO çalışmalarına katılmayı düşünen herkesin hiç olmazsa sarı kuşak düzeyinde alt yapı oluşturması gereken bir dal. Ben Judo çalışmalarına devam ettiğim o süreçte dinamik ve etkili bir mücadele sistemi olarak değerlendirdiğim Karate DO çalışmalarını da hiç aksatmadan izliyordum, mesela genç ve sağlam bir yapısı olan turuncu kuşak Serdar SITAC ve ya güçlü el teknikleri ile hemen dikkatleri üzerine toplayan dojonun bakımından sorumlu mavi kuşak Doğan KILIC, sempatik ama disiplini elden bırakmayan değerli senseim Hakki KOSAR benim Judo dan daha çabuk ayrılmama Karate DO çalışmalarına zamanından önce geçmeme neden olmuştur…

Hasan OKUS : Peki sensei Judo olsun Karate DO olsun o yıllarda ülkemiz de yeni yeni gelişmekte olan mücadele disiplinleriydi, insanlar daha çok bu sanatları şiddet içerikli Çin ve Amerikan sinematografisi urunu filmlerden edindikleri izlenimler boyutunda tanıyordu, insanlar bu kültürün gerçek mesajlarına yabancıydı, simdi böyle bir ortamda sizi o dojoya çeken motivasyon neydi..?

Sensei HENRY: Düşünün henüz 13 yaşında, enerji dolu bir insansınız, kabınıza sığamadığınız elektriklerle yüklüsünüz, bu enerjinizi ya sokak aralarında top oynayarak etrafa zarar vererek harcayacaksınız, ya da legal bir zemin de yararlı bir aktivasyonun içinde olacaksınız. İste böyle bir ortamda keşfettim ben Dojo”yu, benim için yeni bir dünyanın keşfi gibi bir şeydi bu, sonra da dojo nun her santimetre karesine dağılan dinamizmin saygı, sevgi ve nezaketle ölçülendirilmesi, o dinamizmin ardında yatan derin bir hümanist felsefenin varlığını hissetmek… Bu güzellikler çekti beni tatemiye ve bir daha da çemberin dışına çıkamadık görüyorsunuz hala da tatemilerdeyiz…

Hasan OKUŞ : Bu çalışmalar öğrenim yaşamınıza nasıl yansıdı, yani zamanınızın ve düşüncelerinizin yönünü değiştiren Karate DO sevgisi okul hayatiniz da olumsuzluklar yarattı mı..?

Sensei HENRY: Doğrusu Karate DO disiplini ile tanıştıktan sonra öğrenim yaşamım daha da programlı hale geldi, orada zihnimi, bedenimi bir bütün halinde istediğim konuya odaklamayı öğrendim, orada edindiğim nefsi idare ve kendine güven duygusu sadece tahsil hayatim da değil, is, aile yani tüm yaşamım da faydasını gördüğüm gelişimler oldu. Hatta diyebilirim ki orta ve lise öğrenimimden sonra Üniversite tahsilimi de iyi derecelerle tamamlamış olmamın altında Karate DO disiplinin bana sağlamış olduğu programlı yasam felsefesi vardır. Şunu açıklıkla söylemeliyim ” Ehli senseilerin elinde eğitim gören çocuklar ve gençler her zaman hayata karşı daha dirençli ve daha programlı oluyorlar”

Hasan OKUS: Sensei bu güzel tespitlerinizi keşke bütün anne ve babalara okutabilsek… Simdi ki sorum ilk kuşak sınavınızla ilgili… Hani insan yaşamında ilkler hep yaşandığı tazeliğiyle hatıralar da kalır ya… Simdi aradan on yıl geçtikten sonra bugün ilk sınavınızı, ilk kuşak terfiinizi, o heyecanı nasıl hatırlıyorsunuz…?

Sensei HENRY : Hatıralar ilk günkü sıcaklığıyla yüreğim de. Çok iyi hatırlıyorum beyaz kuşak ikinci banttan sarı kuşağa terfi sınavım da, üniversiteye giriş sınavımdan çok daha yüksek bir heyecana sahiptim. Hele de sarı kuşağa terfi etiğimi öğrendiğim de duyduğum mutluluğu ifade edemem… Bir de bu donemin çok ayrı bir önemi var benim için , sarı kuşağa terfi ettiğim de , Karate DO ya olan ilgim ve sorumluluğumun daha da arttığını biliyordum, daha da çok çalışmam gerektiğinin farkındaydım ve bunu çokta istiyordum ama maalesef bütün istek ve heyecanıma rağmen o günlerde ailemin ekonomik zorlukları nedeniyle bir sure dojodan ayrı kalmak zorunluluğu ortaya çıktı.. . Yani simdi geçmişe donup baktığım da sarı kuşak bir yanıyla mutlu, diğer yanıyla acı bir hatıra benim için…

Hasan OKUŞ: Ne kadar surdu bu ayrılık..?

Sensei HENREY: Belirttiğim gibi sorun ekonomikti, sadece dojomdan, arkadaşlarımdan uzaklaşmak zorunda kaldım, bu zorunluluk belki de Karate DO sevgimin daha da çok köklenmesine neden oldu, o boşlukta arkadaşlarımı, Dojo’mu yine ayni sevkle ziyaret ettim, antrenmanları ayni istekle gözlemci olarak sürekli izledim, cevrede çalışma yapmama uygun bos arsalarda öğrendiklerimi tekrar tekrar çalışmaktan hiç uzak kalmadım.

Hasan OKUŞ: O zaman söyle sorayım, tateminin tozunu tekrar ne zaman yutmaya başladınız..?

Sensei HENRY : Hatırımda kaldığı kadarıyla o süreçte dojomuz Osman bey’den, Mecidiyeköy’e taşındı. Donemin unlu Yugoslav Partizan Klubu Karate DO ekibi ikili turnuva yapmak üzere bizim dojo ya gelmiştiler. Dostluğun on planda olduğu çok heyecanlı karsılaşmalar yapıldı, Bülent BAKKALOGLU’ NUN zarif teknikleri, Serdar SITAC’in güçlü mücadele anlayışı, Rıfat EGEMEN’İN azmi turnuvaya ayrı bir heyecan katmıştı. Bir de bu turnuva da sensei Hakki KOSAR’in bir tameshiwari gösterisi yapması benim motivasyonumu iyice körükleyen şeyler oldu. Hemen o aksam ailemle bir durum değerlendirmesi yaptım, babam içersinde olduğumuz şartları zorlayarak benim yeniden dojoma devam etmeme izin verdi ve ilk altı aylık ödeme ile tekrar dojoma kayıt yaptırdım. Sensei H.KOSAR üç ay sonra beni özel bir sınava tabi tuttu ve turuncu kuşağa terfi ettim. Bir sure sonra sensei bana “üç ay sonra Moda’da ki dojo da genel kuşak terfi testleri yapılacağını daha çok çalışırsam o testlere katılmamı düşünebileceğini söyledi” bu uyarı ile çalışmalarımı haftada 5 güne çıkarttım. 3 ay sonra teste kabul edildim. Bu imtihana katilim çok yüksekti benim içinde çok heyecanlı bir deneyim oldu, yeşil kuşak olmanın heyecanı ve mutluluğu ile günün bütün yorgunluğu ve stresini bir kenara atarak gecenin bir saatinde evime donduğumu hatırlıyorum. Arkadaşım Cem SITAC kahverengi kuşaktı ve bana kendisine ait kırmızı bantlı yeşil kuşağını hediye etti, artik ilerlemiş Karate Ka’lar gurubunda derslere girmeye hak kazanmıştım. Bir sure sonra da Sensei Rıfat EGEMEN in teknik üniversite de verdiği derslere katılarak mavi kuşak hazırlıklarına başladım, testler, sınavlar değişen kuşak renkleri derken 1977’de yurt dışına yüksek lisans eğitimi için çıktım. Yüksek lisans eğitimi ile birlikte hayatimi İsrail’e bağlamış oldum…

Hasan OKUŞ: İsrail’deki öğrenim sureciniz de Karate DO ‘dan kopukluk oldu mu, tekrar Türkiye de, geride bıraktığınız Dojonuz ve Karate DO dostlarınızla ilk temasınız ne zaman gerçekleşti..?

Sensei HENRY : Karate DO bir kere yaşamınızın olmazsa olmazları arasına girdi mi dünyanın neresine gitseniz o da sizinle beraber geliyor bu böyle bir şey… Türkiye’den ayrıldıktan sonra Karate DO dostlarımla ilk temasıma gelince… Sanırım 1988’di. İsrail milli takimi ile Yugoslavya’da yapılan Avrupa (WUKO-WKF) Karate şampiyonasına gittiğimde Türk Karate milli takiminin başında Sensei Hakan ALPAY ve Sensei Atilla CELIKTURK vardı. Bu benim için inanılmaz bir sevinçti. Ayni dojo’da, ayni tatemi de ter döktüğüm insanlar Türk Karate’sini büyük bir heyecanla almış dünya tatemilerine taşıyordular… Hem onları görmek, hem onların bu azmini yakinen gözlemlemekten çok mutlu olmuştum.

Hasan OKUŞ:Harika… Peki, yine kişisel gelişiminizle ilgili özel bir soruyu da sorduktan sonra daha genel bir kaç konuyu açmanızı isteyeceğim ama önce… İstanbul da başlayan Karate DO yaşamınız yukarıda bahsettiğiniz gibi ilerleyen zamanda İsrail milli takımına kadar sizinle beraber gelmiş… Kyu’lar İstanbul’da alınmış ya Dan’lar..?

Sensei HENRY : Evet 1, 2 ve 3. dan testlerim prosedür ve zamana bağlı olarak Shotokan ekolunun büyük üstadı değerli hocam Keinosoku EONOEDA (JKA) tarafından yapıldı. 4. Dan için yine değerli hocam ve geleneksel Karate DO sanatının efsane ismi Shian TAIJI Kazeinin WKSA ekolünde hazırlandım ve imtihanım da orada gerçekleşti. 5. dan testi için uluslararası WTKA kurullarının karşısına geçtim. Kısmet olursa 6.Dan testimi de bu kurumda gerçekleştirmeyi arzu ediyorum…

Hasan OKUŞ: Sensei öyle sanıyorum bu röportajlar icracı kurullarda görev yapan insanlarımıza ,yani federasyon ilgililerine de örnek olacak gözlem imkânları yaratıyor. Farklı ülkelerde bu alanda nasıl bir kurumsallaşma anlayışı yaşanıyor bunu anlamak ve ülkemizde ki uygulamalarla karsılaştırmalar yapabilmek açısından çok değerli bulduğum bir bolum bu… Gecen röportaj konuğum Avustralya Karate Federasyonu’nun dan değerli sensei Memduh SANLI o kıtada Karate’nin nasıl bir kurumsal yapıya sahip olduğunu bizlere çok net olarak ifade etmişti. Simdi yeri gelmişken size de ayni soruyu yöneltmek istiyorum. İsrail Karate Federasyonu nasıl bir kurumsal kimliğe sahip.

Sensei HENRY : Hasan Sensei bu gerçekten İlginç bir yaklaşım ve güzel bir soru… Sensei Memduh SANLI ile yaptığınız Avustralya röportajınızı okudum isterseniz o bolümden yola çıkarak çok genel çerçeveleriyle size IKF’nin Karate DO açılımını anlatmaya çalışayım..! Her şeyden önce İsrail Karate Federasyonu özerk bir kurum. Bu kurum WKF’nin İsrail temsilcisi ve tabi ki İsrail Olimpik Komitesinin üyesi olan bir kurum. IKF yönetim kurulları tamamen kendi üyeleri arasından secimle is başı yapan insanlar tarafından oluşturuluyor. Bu kurul üyeleri tamamen IKF’nin özerk yapısı ve isleyişini denetlenme ile ilgili bir görev alanına sahiptirler. Diğer teknik kurullara gelirsek., IKF’nin siyah kuşak sınavları yapan bir kurulu dahi yoktur, bunun yerine daha geniş bir açılımla ((JKA, ISKA, WSKA, JKS, WSKF )) gibi tanınmış dünya Karate kurumlarından alınan dan seviyelerini olduğu gibi tanır ve o seviyelerin karşılığı olan IKF diplomalarını tasdik ederek verir. Yine IKF dünyanın önde gelen bu saygın ve ciddi Karate kurumlarının açtıkları kurslar, onların ülkemizde ki temsilcileri ve organizasyonları tarafından seçilen ulusal takımları ve diğer faaliyetlerine destek (maddi değil! ) verir. Bu arada ulusal takimin WKF nezdinde teşkil ve tespit edilmesinde bahsettiğim bütün bu kurumlar el ele ve dayanışma içerisinde hareket ederler…

Hasan OKUŞ: Harika, IKF bütün geleneksel kurumlara (WKF’nin tanıdığı) eşit mesafede ve de bir bakıma da bunların toplamı. Karşılıklı güven üzerine kurulmuş ciddi bir özerk yasam. Darısı TKF’nin basına diyorum. Peki, sensei simdi sırada kritik bir soru var.. 40 yıla yakin bir suredir Karate DO sanatının içersindesiniz, İnsanin köselerini törpüleyen, ruhunun derinliklerini yeniden biçimlendiren çok ciddi bir demlenme sureci bu, onun cin vereceğiniz cevabi çok önemsiyorum… Sorum su ” Spor Karate’mi”, “Geleneksel Karate DO’mu” gerçek hayata ait olan, değerli kalan , bütün bir ömrü kapsayan sizce hangisi.!?

Sensei HENRY: Evet bu hakikaten kritik bir soru. Kişisel olarak bu sorunun çözümünü çok yıllar önce yapıp kendi hayatıma aktardığımı söyleyebilirim. Ancak bu sorunun cevabi biraz da insanların kişilik yapıları ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Burada benim kişisel fikrim su, genç insanların içersinde bulundukları heyecanları, ödül ve takdir duygularını yaşamalarına fırsat vermek lazım, ama bunu yaparken Karate DO ‘nun bir hayat yolu olarak geleneksel tavrını da o gençlere yaşatmak gerek, bunun için dojolarımız da geleneksel yapıyı korumak zorundayız, bu çok önemli. Bir ara foruma bıraktığım bir mesaj da söyle bir benzetme de bulunmuştum ” Spor karate, bir koşucunun 2 km lik bir mesafeyi en kısa zamanda geçmeyi amaçladığı bir mesafedir kişi bu amacına ulaşmak için, çalışmalarını gözü kapalı dahi yapabilir. Bunu geleneksel Karate ye uyarlayacak olursak, o mesafeyi asmak zorunda olan kişi etrafına karşı daha hassas ve duyarlıdır, etrafında ki tabi güzellikleri bütün ayrıntılarıyla yasayarak, yüksek bir farkındalık ruhuyla geçer.” Arada ki fark budur. Birinde hayatin gerçek ve kalıcı güzellikleri, yüksek farkındalık söz konusudur. Diğerinde hızla tüketilen bir yasam, geçici hevesler… Ama her şeye rağmen bir kere daha söylemeliyim hayati anlamlı kılmak, ya da üzerinden hızla geçilerek tüketilecek bir görev alanı olarak görmek, insanin özgür iradesiyle ilgili bir şeydir, insan kişiliğinin gizemli kıvrımlarında saklı bir anlayıştır bu…

Hasan OKUŞ: İsrail’de üyesi olduğunuz geleneksel bir kurum var mi..?

Sensei HENRY: Biliyorsunuz World Shotokan Karate Akademi (WSKA)’nin İsrail ve Avustralya temsilcisi Aria FARKAS Senesi’dir. Kendisiyle çok dostça ve verimli ilişkilerim var. Aria FARKAS sensei geleneksel Karate DO sanatının önde gelen bir ismi olmakla beraber ufku geniş bir insandır. Geleneksel Karate DO onun hayatinin olmazsa olmazı ama ayni zamanda dojosun da WKF platformuna yarışmacılar da yetiştiriyor, hatta WKF dünya şampiyonasından İsrail’e ilk madalya getiren bayan komitecisi de onun dojosunda yetişti. Ben kendisiyle çok verimli ilişkiler içersinde olduğuma inanıyorum, yani ben ve dojom da tabi ki WSKA üyesiyiz…

Hasan OKUŞ : Uluslararası anlamda takip ettiğiniz kurslar, o kurslarla ilgili izlenimleriniz, yurt dışı bağlantılarınız nedir..?

henrykanditan3Sensei HENRY: Keinosuke ENOEDA ve Otha Senesi’nin Britanya coğrafyası üzerinde organize ettikleri tüm JKA kurs ve seminerlerine senelerce katildim, ayrıca sensei Aria FARKAS çok sert bir eğitim anlayışına sahip olan Taiji KAZE sensei’yi belirli periyotlarda İsrail’e davet ederdi ve o çalışmalara da eksiksiz katılırdım, bilirsiniz Kaze Senseinin WSKO antrenmanların da derin Fudo Dachiler üzerinde çok sert temaslar yaşanır, dışarıdan gelen insanlar bu metoda hemen adapte olamazlar. Ancak benim Sensei Hakki KOSAR dan aldığım temel eğitimde ayni metoda dayandığı için o çalışmalara kolayca adapte olduğumu söyleyebilirim. Bunun dışında elbette WKF içerikli kursları da yakinen izliyorum. Zaten bir dojonuz varsa, sizden bilgi bekleyen öğrencilerinize daha yararlı olmak adına düzenli olarak gelişim kurslarını takip etmek zorundasınız.

Hasan OKUŞ: Sensei İsrail’de kendinize ait orta ölçekli bir ticari isletmeye sahip olduğunuzu ve üç çocuk babası olduğunuzu biliyorum, is yaşamı, çocuklarınız ve dojo’nuz… Bu yoğunluğun içersinden nasıl çıkıyorsunuz..?

Sensei HENRY: Roportajin en basında ifade ettiğim gibi mutlu yaşamın sırrı olculu ve programlı olmaktır. Karate DO çalışmaları insana böyle bir odaklanma becerisi kazandırıyor. Is zamanı islerime yoğunlaşıyorum, Dojo saatin de Dojo’ma ve öğrencilerime odaklanıyorum, programın aile bölümüne gelince orda da formül isten sonra ailece dojomuzdayız. Yani çocuklarımın hem babası ,hem de Senseileriyim… Bu gerçekten güzel bir duygu.

Hasan OKUŞ: Son bir soru. Siz 2006 yılından bu yana WTKA’ nin organize ettiği şampiyonalara Israili temsilen katılıyorsunuz, bize çok kısaca o karsılaşmalardan söz eder misiniz?

Sensei HENRY: Evet WSKA’ nin İtalya Viareggio şehrinde organize ettiği dünya şampiyonasına ilk olarak ( 2006) yılında Israili temsilen ben katildim ve masterler kata dalında dünya şampiyonu oldum. 2007 yılında ise bu organizasyona yine Israili temsilen öğrencilerimi götürdüm. 60 ülkenin katıldığı bu şampiyona da komite dalında bir ikincilik, bir de üçüncülük dereceleri aldık. Ayrıca bu organizasyonu zenginleştiren Karate Self Defans Kategorisi yarışmaları yapılıyor orada da ekip olarak dünya üçüncülüğünü İsrail’e götürdük… Öğrencilerimin bu dereceleri elbette beni çok onurlandırıyor ve bundan sonra WTKA şampiyonalarında bu başarıları daha da arttırma azmindeyiz.

Hasan OKUŞ: Sensei bizi kırmadınız, Türk Karatesinin yeni sekilenmeye başladığı yıllara ait anılarınızı, özgün Karate DO fikir ve görüşlerinizi bizlerle paylaştınız teşekkür ediyor, sizi her zaman Türk Karate DO toplumunun bir üyesi olarak ta aramızda görmek istiyoruz. OSS

Sensei HENRY: Aslında içersinden çıktığım Türk Karate DO su ile bu vesile tekrar bir araya gelmiş olmaktan çok mutlu olduğumu bilmenizi istiyorum, gönlümün hep sizlerle olduğunu bilmenizi istiyorum, simdi buradan kıymetli Shian, değerli hocam Hakki KOŞAR’a, Sensei RIFAT EGEMEN’E, Türk JKA’li dostlarim’a Hakan ALPAY ve Atilla CELIKTURK senseiler ile Bülent BAKKALOGLU’na, WSKF,li dostlara, Hayrettin HAMURCU senseiye, Oğuzhan, Burak ve Fatih kardeşlerime kısaca sizin aracılığınızla tüm Türk Karate DO ailesine sonsuz selamlarımı iletmenizi rica ediyorum, diliyorum ileride güzel fırsatlar yaratmaya devam edelim, eski günlerden kalan tüm dostlar yeniden bir arada olalım. Herkese iyi dilek ve sevgilerimle. OSS

Röportaj :        Hasan OKUŞ
Yayıma hazırlayan :   Fatih Mehmet DOĞAN – Betül DOĞAN

Bir Cevap Yazın